Türkiye'deki akademik iktisatçı piyasası Avrupa iktisatçı piyasasına çok benziyor, oldukça kamusal ve rekabete kapalı bir piyasa:
Avrupa'da ve Amerika'da iktisat bilimi anlayışında ve akademik iktisatçıların yaptıkları işlerde farklılıklar vardır. Dünya'da bir yıl içinde üretilen makalelerin çoğunluğu, ezici bir üstünlükle Amerikalı iktisatçıların ürünüdür ve Amerikan iktisatçıları Avrupalı meslektaşlarından daha çok atıf alırlar. Öte yandan Avrupalı iktisatçılar ise yayın yapmaktan yerel veya ulusal düzeyde iktisatla ilgili kamusal görevlerde daha çok yer alırlar.
Avrupalı ve Amerikan iktisatçılar arasındaki ikinci fark Amerika'da yapılan iktisadi araştırmalar sadece iktisat çevrelerinin anlayabileceği soyut çalışmalarda yoğunlaşırken, Avrupalı meslektaşları daha çok pratik konularda (bu konular kendi çalışma alanlarında olmasa bile) çalışırlar ve bu durum istikrarlı bir seyir izler.
Üçüncüsü Amerikan iktisatçılar lisansüstü öğretime daha fazlam emek harcarken, Avrupalı meslektaşları ise çoğunlukla lisans eğitimine yoğunlaşmaktadırlar.
Bu farklılıkların nedeni her iki akademik dünyanın içinde bulunduğu ,müesseselerin ve kurumların şekillendirdiği piyasa şartlarındaki farklılıklardır. Amerika'daki Akademik Piyasa daha büyüktür rekabetçidir ve bu piyasada devlet müdahalesi oldukça sınırlıdır. Akademik mecmualar çeşitli, geniş ve bilgilendirici bir piyasa oluşturmaktadır.
Avrupa'da durum tamamen farklıdır. Küçük olsun, büyük olsun her bir ülke ayrı bir akademik iktisatçılar piyasasıdır. Bu piyasalar rekabetçi de değildir. Akademisyenlerin ve öğrencilerin piyasaya girişlerinin önünde farklı lisanlar, farklı müesseseler ve teşkilatlar gibi engeller vardır. Devlet akademik piyasaya rahatlıkla müdahale edebilmektedir. Üniversiteler Avrupa'nın bir çok ülkesinde kamusal yapının (devletin) bir parçasıdır ve akademisyenlerin işe alımı bürokratik süreçlere bağlıdır. Avrupa'nın bilimsel yayın piyasası dar ve bölünmüş olduğu için, kaliteli bir yayının fark edilme ihtimali gelişmiş Amerikan piyasasına nazaran daha fazla şansa bağlıdır. Durum böyle olunca iktisatçıların akademik araştırma istekleri daha az olmaktadır.
Bu iki kültürdeki farklılıkların araştırma, öğretim ve iktisatçının siyasi nüfuzu anlamında farklı yansımaları vardır. Araştırma çıktısı Amerikan piyasasında bir performans ölçütüdür. Basılan makalelerin niteliği ve niceliği bir iktisatçının niteliğini belirler. Avrupalı iktisatçılar ise diğer kamusal görevlerde aktif oldukları için yayın performansları düşüktür , Amerikan piyasası açısından çoğunlukla "iyi" iktisatçılardan sayılmazlar. Avrupalı iktisatçılar siyasette bakan, bürokrat düzeyinde daha çok yer alırken, Amerikan iktisatçıların siyasi rolü çoğunlukla danışmanlığın (teknokrat) ötesine geçmez.
Bruno S. Frey, Economics as a Science of Human Behavior , sayfa 133-137
Koyu ifadeler kendi yorumlarımdır.
No comments:
Post a Comment