DENİZ GÖKTAŞ
Friday, September 13, 2013
Saturday, February 2, 2013
Eşlere Yazık mı?
Londra Üniversitesi Federasyonunu oluşturan en büyük ve en eski üniversitelerden biri olan London College'de 1952 ile 1962 arasında Zooloji bölümündeki profesörlüğüm sırasında unutamadığım bir anı vardır: Öğretim ve araştırma elemanlarının katıldığı bir Noel sabahı kahve toplantısı.
Tanrı aşkına, bir Noel sabahı burada ne işleri vardı? Yalnızlık çeken birkaçının, aynı yolun yolcusu olanlarla özel dostluk duygularını paylaşmak için geldikleri belliydi. Diğerleri, yapmakta oldukları deneylere bir bakmaya, bu arada deney farelerine de bir Noel yemeği vermeye gelmişlerdi. Mısır gevreği yiyen binlerce farenin çıkardığı gürültü, herhalde, fare seven ve onlara esenlik dileyenler için bir teşekkür şarkısı gibi gelmiştir. Toplantıdaki erkeklerin çoğu genç aile babalarıydı. Bu nedenle de, evdeki hanımları genç anneler olmanın gereklerini yerini getiriyorlardı.
Bir bilimci ile evlenecek kadar işi ileriye götüren bir kadın veya erkek, sonradan acı bir şekilde fark edeceği şu gerçeği açıkça kabullenmelidir: eşi, iş yaşamında, evdeki yaşamından hep daha ön planda gelen çok güçlü bir tutkunun esiridir.
Bilimcinin hanımı ailede evin hem erkeği hem de kadını olacaktır.P.B. Medawar,2000,Genç Bilimadamına Öğütler :Ankara, Tübitak Yayınları,
Sunday, March 4, 2012
Avrupalı İktisatçılar ve Amerikan İktisatçılar
Türkiye'deki akademik iktisatçı piyasası Avrupa iktisatçı piyasasına çok benziyor, oldukça kamusal ve rekabete kapalı bir piyasa:
Avrupa'da ve Amerika'da iktisat bilimi anlayışında ve akademik iktisatçıların yaptıkları işlerde farklılıklar vardır. Dünya'da bir yıl içinde üretilen makalelerin çoğunluğu, ezici bir üstünlükle Amerikalı iktisatçıların ürünüdür ve Amerikan iktisatçıları Avrupalı meslektaşlarından daha çok atıf alırlar. Öte yandan Avrupalı iktisatçılar ise yayın yapmaktan yerel veya ulusal düzeyde iktisatla ilgili kamusal görevlerde daha çok yer alırlar.
Avrupalı ve Amerikan iktisatçılar arasındaki ikinci fark Amerika'da yapılan iktisadi araştırmalar sadece iktisat çevrelerinin anlayabileceği soyut çalışmalarda yoğunlaşırken, Avrupalı meslektaşları daha çok pratik konularda (bu konular kendi çalışma alanlarında olmasa bile) çalışırlar ve bu durum istikrarlı bir seyir izler.
Üçüncüsü Amerikan iktisatçılar lisansüstü öğretime daha fazlam emek harcarken, Avrupalı meslektaşları ise çoğunlukla lisans eğitimine yoğunlaşmaktadırlar.
Bu farklılıkların nedeni her iki akademik dünyanın içinde bulunduğu ,müesseselerin ve kurumların şekillendirdiği piyasa şartlarındaki farklılıklardır. Amerika'daki Akademik Piyasa daha büyüktür rekabetçidir ve bu piyasada devlet müdahalesi oldukça sınırlıdır. Akademik mecmualar çeşitli, geniş ve bilgilendirici bir piyasa oluşturmaktadır.
Avrupa'da durum tamamen farklıdır. Küçük olsun, büyük olsun her bir ülke ayrı bir akademik iktisatçılar piyasasıdır. Bu piyasalar rekabetçi de değildir. Akademisyenlerin ve öğrencilerin piyasaya girişlerinin önünde farklı lisanlar, farklı müesseseler ve teşkilatlar gibi engeller vardır. Devlet akademik piyasaya rahatlıkla müdahale edebilmektedir. Üniversiteler Avrupa'nın bir çok ülkesinde kamusal yapının (devletin) bir parçasıdır ve akademisyenlerin işe alımı bürokratik süreçlere bağlıdır. Avrupa'nın bilimsel yayın piyasası dar ve bölünmüş olduğu için, kaliteli bir yayının fark edilme ihtimali gelişmiş Amerikan piyasasına nazaran daha fazla şansa bağlıdır. Durum böyle olunca iktisatçıların akademik araştırma istekleri daha az olmaktadır.
Bu iki kültürdeki farklılıkların araştırma, öğretim ve iktisatçının siyasi nüfuzu anlamında farklı yansımaları vardır. Araştırma çıktısı Amerikan piyasasında bir performans ölçütüdür. Basılan makalelerin niteliği ve niceliği bir iktisatçının niteliğini belirler. Avrupalı iktisatçılar ise diğer kamusal görevlerde aktif oldukları için yayın performansları düşüktür , Amerikan piyasası açısından çoğunlukla "iyi" iktisatçılardan sayılmazlar. Avrupalı iktisatçılar siyasette bakan, bürokrat düzeyinde daha çok yer alırken, Amerikan iktisatçıların siyasi rolü çoğunlukla danışmanlığın (teknokrat) ötesine geçmez.
Bruno S. Frey, Economics as a Science of Human Behavior , sayfa 133-137
Koyu ifadeler kendi yorumlarımdır.
Monday, January 9, 2012
On Free Time
..."the Americans' Use of time surveys show that on average we now have roughly as much free time as work time-nearly 40 hours per week-and enjoyed an average free time gain of 6.2 hours between 1965 and 1995. Interestingly,women picked up 4.5 hours of free time over that period while men gained 7.9 hours. Though much has been made of increase in television viewing, active sports and exercise registered the largest percentage increase of all free time activities, tripling over the period."
Richard Florida, The Rise of The Creative Class
Subscribe to:
Posts (Atom)